18 Temmuz 2013

DİKENLER SARAYI _ Kadir Aydemir


       Fuardan aldığım imzalı kitaplarımdan biri daha :) AH şu fuarlar nasılda güzelller. Heyecanla gidiyorsun; her yer kitap, her yer kitap düşkünü insanla dolu. O kalabalıkta, yoğunlukta sende kendini kaybediyorsun. Bütün kitapları ellemeye, en indirimde olanı bulmaya, en çok istediklerini aramaya başlıyorsun bir yarışma gibi sanki. Bu sene fuardan baya kitap aldım. Hepsini sırayla okumaya çalışıyorum ama önceden birikmiş, hali hazırda duran bir kitap kulemde elimde bulunmaktaydı. Bazen hangisini okusam diye kararsızlıktan saatlerimi kitaplarımın başında geçiriyorum. Sonunda karar verebilmek güzel ama :))) 

       ''Dikenler Sarayı'' Kadir Aydemir'in şiir kitabı. İnce bir kitap. Şiirleri de bir o kadar sade yalın. Söylemek istediklerini kısa ve net olarak söylüyor, gerisini okuyucuya bırakıyor. Bırakın düşünsün, bırakın tamamlasın demiş sanki yazar. Tabi tüm bu şiirlerden sonra anladım ki ben şiirlerden pek anlayamıyorum. Bana öyle şiirlerin anlamlarını tamamlamacalar pek zevk vermiyor. Okuyorum ama kitap okurken ki hevesim olmuyor. Benim okuyacağım şiirlerde buram buram aşk olmalı ya :( Aşkı bulmadıkça yok bana tat vermiyor bu kitaplar. Ama siz şiir düşkünü bir insan iseniz bir de Kadir'in yazdıklarını okumalısınız. Bakalım ne düşüneceksiniz????

14 Temmuz 2013

PROFİTEROL'lu :)) İftar Menüsü ve Tarifi


Bugün misafirlerimiz var iftara. Kalabalık sofralar kurulacak evimizde. Ne kadar güzel değil mi? Şanslı olduğumu düşünmüşümdür hep bu yüzden. Rabbim dost sofralarının eksikliğini hiç aratmasın inşallah. Yalnızlık zor ya. Bende hiç sevmem zaten. Evet bazen gerekli oluyor insanın kendini dinlemesi herşeyden uzaklaşması onda hemfikirim :)) Neyse ben öncelikle iftar menüme ondan sonrada tatlı tarifime geçiyorum. 

        İFTAR MENÜSÜ

  • Şehriyeli Tavuk Çorbası
  • Karışık Kızartma (Domates Soslu)
  • Közlenmiş Patlıcan Ezme
  • Semizotu Salatası ve Kaşık Salata
  • Tavuk Sote
  • Pilav
  • Profiterol

  Düşündüm düşündüm bu iftarda en güzelinden hem hafif(sütlü tatlı ya :)) hemde serin serin bir tatlı yapmakta karar kıldım. 

PROFİTEROL
Malzemeler:

  • 125gr tereyağı
  • 1 su brd su
  • 1 su brd un
  • 3 yumurta 

       Küçük bir tencereye öncelikle Tereyağı ve Su konur, kaynatılır. Mikserle çırpılarak yavaşça Un ilave edilir. Bütün malzeme yedirildikten sonra tencereyi ocaktan alıp biraz soğumasını bekliyoruz. Soğuyan hamurumuza tek tek yumurtalarımızı ilave ediyoruz. Ben mikserle çırptım daha kolay kıvam alıyor ve iyice karışıyor. Hazırladığımız bu hamuru tatlı kaşığı yardımı ile yağlı kağıt (evde yoktu ben tereyağı ile yağladım tepsimi) serili olan tepsimize yuvarlaklar halinde diziyoruz. Önceden ısıtılmış olan 200 derecedeki fırına koyup, kızarana kadar pişiriyoruz. Piştikten sonra fırını kapatıp iyice soğumasını bekliyoruz ve bu arada kesinlikte fırının kapağını açmıyoruz. Yoksa şişmiş olan hamurlar puf sönüp, birbirine yapışıyor benden söylemesi :)


Krema İçin:

  • 500 ml süt 
  • 1pkt vanilya
  • 1,5 ymk kaşığı nişasta
  • 1,5 ymk kaşığı un
  • 1 cay brd toz şeker

Çikolata Sosu için:
İstenirse hazır çikolata sosu kullanılabilir yada krema malzemelerini aynen kullanıp üzerine 3-4 ymek kaşığı kakao eklenip sos yapılabilir. 

       Yine küçük bir tencereye Süt, nişasta,un ve şekeri koyuyoruz. Tel çırpıcı ile sürekli çırparak pişiriyoruz. iyice kaynadıktan sonra altını kapatıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Ara ara çırpmaya devam ediyoruz yoksa kabuk bağlıyor kremamızz :)) 
Hazırladığımız hamur toplarını tepelerinden kesiyoruz. İçerisine yine hazırladığımız kremayı koyup şapkalarını kapatıyoruz. Bütün hamurlar bittikten sonra çikolata sosunu hazırlıyoruz ve ılıkken üzerlerine döküyoruz :)) sonrada kremalarını akıta akıta afiyetle yiyoruz :D

Sofranız muhabbetli, yemekleriniz bereketli olsun :))))

13 Temmuz 2013

TUHAF ALIŞKANLIKLAR KİTABI _ Kadir Aydemir



''Tabii bir de şunu bilir şunu söylerim; alışkanlıklardır insanı özel kılan, hayatı çekilir yapan.''

''Büyüdükçe, belkide çocukluğuna, anılarına sarılmak için onlarada sahip çıkıyor eskisi gibi; çocukluğunun elinden kaçan günlerine takıntılı ve tuhaflık arasında.''

''Bu arada, 'tuhaf' kelimesinin Arapça anlamının 'armağan' kelimesinin çoğulu olması da çok tesadüfi bir tuhaflık.'' 

       Ahahahaha bir tuhaf kitabın daha sonuna gelmiş bulunmaktayım :) evet sonunda bitirdim. Günlerdir elimde bitmedi gitti. Neden böyle bir hal aldım acaba? Ee biraz tuhaf bir kitap okuyunca demek ki etinden sütünden diyerek değişmeye başlıyor insan. Neyse ramazan geldi artık kitaplarım elimden düşmez :) Bende sürekli blogumda yazar yazarrr yazarrrım :) Bu kitabımın hikayesi taaa İzmir kitap fuarına dayanıyor. Kitap fuarına ilk gittiğimde Yitik Ülke yayınlarının kitaplarına bakmıştım ama indirim olmayışından almadan geçmiştim. İkinci seferde gittiğimde yine tek tek inceliyorum kitapları sanki daha önce hiç bakmamışım gibi. Sonracıma bu incelemelerim bana Kadir Aydemirle tanışma fırsatını sağladı. :D Bunun üzerine hemde bir çok imzalı kitabım oldu ee daha ne olsun :)))

       Bu kitaba gelince bir ara sürekli bloglarda gözüme çarpıyordu. Almak istemiş fakat bir türlü alamamıştım. Neyse sonunda aldım da okudum da :D Kadir Aydemir'in okuduğum ilk kitabı. Zaten kitap bir öykü yada kendisinin yazdığı bir hikayeyi barındırmadığı için akıcılık, yazım sürükleyicilikle ilgili çok fazla şey yazıp söylemem pek mümkün değil benim açımdan. Ama farklı bir konu yakalamış ve insanların kendisini sorgulamasını sağlamış. Bu yönden de kitabı sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. 

       Kitabımızın da adından anlaşılacağı üzere, tuhaf alışkanlıklardan bahsediliyor. Bir çok insanın kendide ki garip alışkanlıkları anlatmasıyla ortaya çıkmış bir eser. Okudukça yok artık o kadar da olmaz. Ya ne gerek var. Abartmış bu adam resmen. Yuh artık bu kadarda olmaz. tarzında milyonlarca cümle kuruyorsunuz. Bir sonraki adımda ise acaba benim böyle bir alışkanlığım var mı sorusunu soruyorsunuz kendinize. Hemen arkasından cevap vermeye başlıyorsunuz yok canım bende bir tuhaflık yok ben normalim demeye başlıyorsunuz. Sonrasında aa bende de şöyle bir durum var yoksa bende mi tuhafım. Aaa bu bir alışkanlık haline gelmiş ki bende demeler başlıyor :) Hatta ben kendimde tuhaf olduğunu düşünmediğim ama sanırım ki tuhaf olan alışkanlıklar fark etttim :) Bundan sonraki postumda sizlerle bir tuhaf alışkanlığımı paylaşacağım.  Belki bu kitabın sayesinde birbirimizi ve kendimizi daha yakından tanıma fırsatını elde edebiliriz. Peki sizin en tuhaf alışkanlığınız ne?  

10 Temmuz 2013

RAMAZAN GELMİŞ, HOŞ GELMİŞ!!



Onbir ayın sultanı gelmiş, ramazan elmiş; HOŞGELMİŞ. Ben kendimi bildim bileli ramazan sofralarını çok sevmişimdir. Sabırla beklenir, misafrirleriyle şenlenir. Eş dost hep beraber yenen iftar yemeklerinin tadını hiç bir şey tutmaz. Aileler hep berabaer otururlar sofraya. Hurmalar baş köşede yerini alır ve misafiri, bereketi, bolluğu hiç eksik olmaz bu sofraların. Her yemek keyifle, tutkuyla ve sevgiyle hazırlanır. Tertemiz örtüler masalara yayılır, sofralar donatılır. Oturulur keyfile, dualarla yenir yemekler. EEE daha ne olsun. Böyle bir  sofraya can kurban değil mi?

Hepimizin ramazan ayı bolluk ve bereket içerisinde geçsin. Ağzınızın tadı bozulmasın. Keyif, sevgi, saygı ve aile bağlarınız hiç eksilmesin..

26 Haziran 2013

En Güzel HediyeM :))


       Hediye! Söylemesi bile nasılda güzel :) Hediye almak, hediye vermek güzel şeyler bunlar... İnsanların arasındaki bağı güçlendirdiğini düşünürüm hep. Birlikte daha mutlu ve güçlü olduğumuzu hatırlarım. O yüzden bir tutkudur hediyeler benim için. Hatta hiçbir zaman sadece kendi paketiyle hediye etmeyişim de bundandır. İlla ki o paket süslenip püslenecek. Her yerine milyonlarca notlar yazılıp, kalpler kesilecek, yapıştırılacak. Sonracıma gerekli gördüğüm taktirde içerisine bir de mektup yazılıp konacak :D İşte şimdi oldu... Benim hediyem ancak bu şekilde birine verilecek hale gelir :) Bu kadar uğraşılır mı demeyin, insan sevdiğini mutlu etmek için çok daha fazla uğraşır benim lügatım da :D 

        Hımm bu hediyeye gelirsek; bu hediyeyi ben kendim kendime aldım :D İnsanın kendine aldığı şeyi paket yaptırması nasıl bir durum bilemiyorum :)) Paşabahçede dolaşırken birde baktım ki aaa düğün planlayıcısı. Tam da düğün dernek işlerine girmişken, ilaç gibi geldi. Öyle güzel bir kitapçık ki içerisinde düğüne dair evlilik hazırlıklarıyla ilgili yapılacak herşey var. Öyle güzel hazırlanmış ki, bütçesinden tutunda yapmanız gereken onca şey, tanışmanız ve bir sürü not yazabileceğiniz yer var. Ben çarpıldım, tutuldum ve heyecanlandım. Aldım gittti :)

       Eğer yakın tarihte evlenmek gibi bir planınız varsa ve hiçbir şeyi atlamamalıyım herşeyi tek tek yazmalıyım ama nereden başlayacağım diyorsanız bu kitaptan alabilirsiniz. Size ait bir ajandanız olacak ve sizi yönlendirecek. Hem işinizi kolaylaştıracak hemde hiç bir şeyi unutmamanızı sağlayacak...

19 Haziran 2013

AŞKA VEDA _ Can Dündar



       Çok mu çok güzel bir kitaptı. Okuyup bitireli aylar olmasına rağmen girip bir türlü yazamamıştım. Neyse burada olduğuma göre büyük bir keyifle yazabilirim artık :)))
Genellikle ayrı ayrı hikayeleri, yazıları olan kitapları severek okuyamam yada öyle olduğunu düşünürdüm  tabikii bu kitaba kadar. Gerçekten her yazısı ayrı bir güzel geldi. Acaba AŞK mıydı beni çeken? Sadece aşk olamaz yazıların güzelliği ve gerçekliğiydi bu kitabı sevmemdeki en büyük etken. Geçmişten günümüze AŞK
   
       Kitabımız bu konu üzerine yazılmış. Geçmişin tutkulu aşklarının yerini günümüzde yapay, geçici aşkların alması. Nasıl köreltildiğimiz, nasılda zamanla doyumsuz, tatminsiz varlıklar olduğumuz anlatılmış. Okurken zaman zaman hayretler içinde kaldığım soluksuz bir çırpıda okunan bir kitap AŞK'A VEDA. Şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. İçinde geçmişe dair gerçek aşkı, günümüze dair ise bitmeyen istekleri bulacaksınız. İnsanoğlu nasılda vazgeçiyor kendinden. Zamana ayak uydurmak, kendini kaybedip, bir kalıba sığmak biz olmuş. Aslında aşktan çok ÖZ'e veda gibi sanki yaşadıklarımız. Umarım gerçekliğimizi, sevgilerimizi ve birlikteliğimizi daim edecek gücümüz kalır ve hep olur içimizde!!!

''onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...''

''sizce, mutluluğa kapılar açtıkça mı efsaneleşir aşk; yoksa acılar, hasretler, hatta zulümler doğurdukça mı şehvetinden?..''

''hem tuzağımız hem ilacımız aşk...''

''ilkbaharda çoğunlukla imkansızlıktır aşkı filizleyen, besleyen; sonbahardaysa fedakarlık...'' 

''insanoğlu sevgiden koptukça b.ka bulanıyor.
  ve aşk, ayağa düştükçe kuburda boğuluyor.''

18 Haziran 2013

HUUUUZUR HUZURR HUZUURR....



Yine yeniden beraber olmak burada olmak çok güzelll :) Vakit yoktu, sehir dışına çıkışlarım arttı, proje yetiştirme telaşı ve başka sıkıntılarda üzerine eklenince maaleseff çok uzak kaldım blogumdan.

En son baktım ki kitap fuarından bahsetmişim o son olmuş... Ahh ahh ihmalkarlığa bak. Neyse yazmak, okumak, gezmek, güzel. Bu arada kaç kez gittim fuara. Neler aldım nelerrr :)) bir sürü kitap ıımmm tadından yenmez yenmez. Okudukça yazacağım günleri sabırsızlıkla bekliyorum bende. 

Yaz da geldi çattı. Yazın herşey çok güzel, yaptığım her şey ayrı bir zevk keyif veriyor bana. Akşamlar daha bir güzel, sofralar daha bir renkli, deniz kenarları daha bir cıvıl cıvıl, geceler daha eğlenceli... Eee daha ne olsun. Şöyle bir bakınca yazın mutluluk daha çok içimizde, içimde!

Her yaz gibi bu yaz da mutluluk, huzur, sevgi ve bağlılık getirsin bize :)))