Ben neredeyse ilk defa Türk Edebiyatı klasiklerinden okuyorum. Gençlikte hep kaçardım bu romanlardan. Neden acaba? Sanki okumakta zorluk çekeceğimi beni sıkar, boğar diye düşünüp yanından bile geçmezdim! Ne vahim, ne elem! Niye böyle yaptığımı, neden korktuğumu hala bilmiyorum. Allahtan okumanın yaşı yok. Geç kalmış sayılmıyorum. Zamanında eksik bıraktığım yanımı şimdi tamamlıyorum. Bu da güzel birşey.
Çalıkuşunu okuma hevesim, isteğim ise dizisi başladıktan sonra meydana geldi bende! Kendimde olan bir arızada şu: Eğer kitabı olan bir dizi varsa! (dizi diyorum film değil.) ya kitabını okumuş olmam lazım yada hemen okumam lazım. Bu alışkanlık nereden çıktı bilmiyorum. Ama bir süredir var. Herhalde meraklı yapımdan kaynaklanıo. Görende herşeyi didik didik edenlerden sanacak beni. Yok tam öyle değilim ama merakım vardır bir şeyleri bilmeye :)Olsun ama, böylece kitap okuma alışkanlıklarım değişiyor.
Bugüne kadar bu tip kitapları okumamış kaldıysa (benden başka!) okusun derim. Çalıkuşu'da öyle güzeldi öyle güzeldi ki. Keyifle, mutlu mutlu okudum. Dizisinide pek severek takip ederim. Neyse kitaba dönecek olursam. Kitabın dilinden bahsetmek istiyorum. Halis mulis öz Türkçe. Öyle çok kelime var ki farklılaşmış olan, bizim kullanmadığımız yada yanlış kullandığımız. Okudukça hayret ettim. Bir o kadarda sevdim. Evet mutlaka okunulması gereken bir eser bu. O güzel, eğlenceli, çocukluğundan vazgeçmeyen, biraz haşarı, utangaç ve sevgi dolu ÇALIKUŞU'nun hikayesini okudukça güzelecek, başına gelenlerle dertlenecek. Kamran ile aralarındaki o derin eşsiz aşka tanıklık edeceksiniz...





